Kim demiş engelliler mutlu değil?

Kim demiş engelliler mutlu değil?

Kim demiş engelliler mutlu değil?



Mutluluk ve Engelli Olmak?


Birçok farklı araştırmalar engelli insanların birçoğunun hayatının ciddi anlamda çok kaliteli olduğunu göstermiştir. Böyleyse, niçin engellilerin mutsuz olduğunu düşünüyoruz? 


Genel olarak buna neden olan en başta gelen düşünce şeklmiz bir yere bağımlı olmadan birşeyler yapabilme ve bazı şeyleri tam yapamama sebebiyle engelli kardeşlerimize karşı üzgün hissediyoruz.. Fakat aslında bu tamamen hatalı bir hissiyat. Bu düşünce şekline “Engelli paradoksu” olarak adlandırıyoruz..Ama araştırmaların birçoğu gösteriyor ki engellilerin yaşadığı hayat kalitesi birçok engelli olmayan kimsenin yaşadığı hayat kalitesinden çok daha başarılı. Çok enteresandır ki omurilik kazalarından kaynaklanan engellilerin fiziksel yetenek eksikliğinden dolayı hayattan memnun olmama seviyelerine hiçbir etkisi olmadığını gene günümüzde yapılan araştırmalar ortaya koymaktadır…Hatta tüm kliniksel araştırmalar göstermiştir ki engelli kör olsun olmasın, yürüsün yada yürüyemesin yada tüm fiziksel hareketliliği bir kimseye bağlı olsun olmasın insan gelişimini sürdürür, yaşamına devam eder…


E peki sorun nerde?

 

Kısaca bir düşünürsek, doğuştan engelli olan bir şahıs asla mevcut halini kıyaslayamayacaktır..İşitme engellimiz, zaten hiçbir zaman müzik, kuş seslerini duymadığı için, kendisi için büyük bir üzüntü nedeni olmaması gerekir. Zihinsel engelli olan bir kişi kendilerini bulundukları toplumun herhangi bir ferdinden daha farklı olduklarını asla düşünmeyeceklerdir. Gelişim engelli olarak doğan benim gibi bir şahıs kendini her zaman aynı hisseder. Hernekadar hayat bazen zor olsada, bu zorluklar içersinde yaşamayı kendimize alışkanlık haline getirmişiz bile..,

 

Benim şahsı tecrübelerime ve yaşadıklarıma göre, çünkü ben 2008 senesinde felç oldum. Kaza yada hastalık sonrası başa gelen haller yüzünden ciddi anlamda deprasyon olur ve intihara kadar gidebilir. Fakat belirli bir süre sonra, yeni koşullara alışır, yeteneklerini tekrardan güncelleyerek engelli haline göre tekrardan düzenler ve hayatına yeniden şekil verirler. Hatta birçoğu zaman çok daha başarılı olurlar. Paralimpik olimpiyatlara bakın bu başarıya asla normal yaşamlarda ulaşılamaz ve bu kadar takdir görmez ve beğeni kazanmaz.


Kaliteli hayat teorisinin subjectif doğasına inanmayabilirsiniz. Bu durumu Biyoetikçiler bazen “mutlu köle” olarak tanımlarlar yani daha iyisine ulaşamadığımız için mevcut halimizi en iyi görmek ve mutlu olmaktır. Fakat değişen çokta farklı bir olgu olmadığını hep anlıyoruz..Piyango da ciddi bir para kazanıp akabinden hayatını değiştiren fakat en sonuna geldiğimizde başlangıcından çok daha üzgün ve umutsuz bir hale dönebilirsiniz.  Bu sebeple kendimizi toplumdan soyutlamak, eksik görmek yada kendimizi aptal gibi göstermek birçoğu zaman doğru olmayan hareketlerdir. 



Böylelikle eğer bu kişisel raporlar doğru ise, engellli paradoksunu analayabilmek için farklı yöntemler denememiz gerekir. Adaptasyon bir işi yaparken farklı bir yöntem bulmak anlamına gelmektedir. Örneğin biryerden bir yere gitmek için yürümekten ziyade tekerlekli sandalye kullanmayı tercih etmelidirler. Tekerlekli sandalyenin fonksiyonlarına göre beklentilerini ve ihtiyaçlarını tekrardan belirler. Arkadaşlarıyla dışarıda gezmeye çıkar yada farklı restoranlara gitme imkanı elde eder..Bu da bize önemli bir ders veriyor, insanoğlu içine düştüğü farklı ortamlara hızlı bir şekilde adapte olma yeteneği vardır, ulaştıkları ufak hedeflerle ciddi mutlu olabilirler, aileleriyle yaptıkları ilişkilerden mutlu olurlar..


Burdan da şunu çıkartıyoruz, engelli olarak hayatın değerlendirilmesi korku, önyargı ve ihmal konularında daha çok önemli olduğu ortaya çıkıyor. Yani hayat içersindeki zorluklar insanları korkutuyor ve geri plana atıyor anlayışı tamamen hatalıdır. Aslında zorluklar insanı daha güçlü ve dayanıklı hale dönüştürüyor. Aksine ciddi bir şekilde bu konu üzerinde durulduğunda vucudunun ve zihninin tamamını kullanabilen bir kimse sosyal ilişkilerinde ve kişisel gereksinimlerinde mutluluğu elde edemeyebiliyorlar…




Aslında bir engellinin mutluluğu iç faktörlerden çok çevresel faktörlere dayandığını düşünüyoruz..En önemli unsur, etkinliklere ve sosyal ilişkilerde aktif katılım sağalayabilmekte yaşanan zorluklardır.. Engellilerin geçim sıkıntılarında ve yaşamlarını kolaylaştırma noktasında ihtiyaç duydukları araç ve gereçlerin temininde, etkinliklere ulaşım ve seyahatlerdeki transfer kontrollerinde engellilere olan destek artırılır ve sorunlara çözüm daha fazla bulunursa, engellilerin, engeli olmayan insanlardan daha fazla mutlu olduklarına inancımız tam olacaktır..


Engellilere olan bakışımızı yukarıdaki makalemize göre tekrar değerlendirdiğinizde, engellilere olan ön yargımızda değişikliğe, engellilerin toplumsal hayata daha fazla entegre edilmesine katkı sağlayacağı ve onları kendi dünyalarında engelli olmayan kişiler kadar belki daha fazla özgür olmalarına sağlayacaktır….


BBC, A point of view isimli “happy and disabled” başlıklı radyo programından derlenmiştir…

Yenilikler: